bağışıklık sistemi

İmmunsupresif İlaçlar

Bağışıklık Sistemini Baskılayan İlaçlar

Vücudumuzun yapıtaşı olan hücreler  bağışıklık sistemi tarafından tanınmayı sağlayan antijen adı verilen  yüzey  belirteçlerine sahiptir.  Bağışıklık sistemi bu antijenleri tanır ve vücudumuza ait olan hücrelere karşı savaşmaz. Vücuda dışardan giren bir hücre ise farklı antijenler barındırdığından yabancı olan antijenler bağışıklık sistemini harekete geçirir. Bağışıklık sistemi yabancı gördüğü bir mikroba karşı savaştığı gibi nakledilen böbreği de yabancı görebilir ve ona karşı koyar. İşte bu aktivasyonu en aza indirmek için bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçlar(immunsupresyon ilaçları) kullanılır. Vücut yabancı organı hiçbir zaman unutmayacağı için bu ilaçları organ yaşadığı müddetçe kullanmak gerekir.

İlk olarak kullanılmaya başlanan ilaçlar steroidler ve siklosporin olmuştur. Bu ikili tedavi dönemde böbrek nakli sonrası %50 lerde başarı oranları olmuştur. 90’lı yıllarda Mychophenolate Mopheteil ilacının bulunması ve üçlü tedaviye başlanması ile Böbrek naklinin başarısı hızla gelişmiştir. O günlerden bugüne gelindiğinde ne kadar çok ilaç seçeneği geliştiği ve tecrübenin ne kadar arttığı aşağıdaki ilaç listesinden de anlaşılabilir. Bugün için bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçların gelişmesi ve nakil sonrası takip tecrübesindeki artış %95 – 98 gibi yüksek başarı oranlarını sağlayabilmektedir.

Bu grupta kullandığımız farklı mekanizmalarla etki eden birçok  ilaç vardır. Tedavi dönemi esas olarak ikiye ayrılır. İndüksiyon (başlangıç) evresinde nakilden hemen sonra bir haftalık süre içinde güçlü bir şekilde bağışıklık sistemi  baskılanır. İdame döneminde ise yeterli doz üçlü ilaç tedavisi sürekli olarak kullanılır. Ayrıca rejeksiyon denilen organ reddi döneminde de farklı alternatif tedaviler uygulanır.

İndüksiyon(Başlangıçta) kullanılan İlaçlar

1.     İnflamasyonun inhibisyonu

·         Prednisolone (Decort, Deltacortil)

2.     İnterlökin-2 reseptör inhibitörleri

·         Basiliximab       (Simulect)

3.     CD3 reseptör blokörü

·         OKT3

4.     Anti-lenfosit immunglobulinler

·         Antitimosit globulin (ATG)

·         Antilenfositik globülin (ALG)

Rejeksiyon Tedavisinde kullanılan ilaçlar

–          Metilprednizolon

–          Antilenfosit Globulin

–          Antitimosit Globulin

–          Orthoclone OKT3

–          Kortikosteroidler (Prednisolone)

İdame dönem ilaçları etki mekanizmalarına göre:

  1. İnflamasyon İnhibisyonu

·         Prednisolone (Decort, Deltakortil)

  1. Sitokin transkripsiyonu inhibisyonu (kalsinörin inhibitörleri)

·         Siklosporin (Sandimmun, Neoral)

·         Tacrolimus (Prograf)

  1. Nükleotid sentezi inhibisyonu

·         Azatiopürin (artık pek kullanılmıyor)

·         Mychophenolate Mopheteil (Cellcept)

·         Mycophenolic asit (Myfortic)

  1. Büyüme faktörü sinyal transdüksiyonu inhibisyonu

·         Sirolimus (Rapamune)

.         Erolimus (Certican)

Bu 4 grup ilaç genelde üçlü kombinasyonlar şeklinde kullanılır. Bu sayede daha düşük doz, daha az yan etki ve daha yüksek immunsupresif etki sağlanır. Organ reddi genelde ilk bir yıl içinde gözlenir. Özellikle ilk altı ay çok önemlidir. İlk başlarda yüksek dozlarda kullanılan bu ilaçların dozları giderek azaltılır.

 Steroidler (prednizolon)

    Başlangıçta damardan verilen steroid tedavisi taburculuk sonrası ağızdan alınan tabletler ile devam eder. Barsaklardan  hızla emilip yaklaşık 1-3 saat sonra kanda pik seviyeye ulaşır. Antiinflamatuar ve immunsupresif etkilidirler. Karaciğerde metabolize olarak prednizon prednizolona dönüşür. Yarı ömrü kısadır. Prednizon 60 dk prednizolon 200 dakika. Karaciğer yetmezliğinde bu ömür uzar. Bazı ilaçların kullanımında ise (fenitoin/rifampisin gibi) yarı ömür kısalır. T hücre proliferasyonunu ve İL 2 üretimini, İL 1ve 6 geninin makrofajlarda üretimini  bloke ederler. Monositlerin inflamasyon bölgesine gelmesini bloke ederler. Steroidleri organ reddini önlemek için ömür boyu kullanmak gerekebilir.  Normalde böbrek üstü bezinden üretilen steroidler vücudun normal fonksiyonları için gereklidirler.  Kanda en yüksek düzey sabahın erken saatleridir. Bu yüzden normal ritmi bozmamak için  ilaç erken saatte alınmalıdır. İlk başlarda yüksek doz olarak başlanır ve giderek dozları azaltılır. Mide asit salgısını arttırdıkları için aç karna alınmamaları iyi olur. Aniden ilacın kesilmesiyle kendi ürettiğimiz steroid yetersiz kalır ve yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Kan düzeyini takip etmeye gerek yoktur.

Yan etkileri: Enfeksiyona karşı yatkınlık, yara iyileşmesinde bozulma, santral sinir sitemi etkileri (başağrısı güçsüzlük, depresyon vs..) kan şekerinde yükselme (diabet),  kemik erimesi, kırıklara yatkınlık, vücut yağ dağılımında değişme (aydede yüz, ensede kalınlaşma), kan basıncında artma, kaslarda güçsüzlük,  kıllanmada artış, sivilce, iştah artışı ve kilo alımı, gastrit, ülser gibi mide barsak şikayetleri ve katarakt gibi yan etkiler görülebilir. Ancak iki ucu keskin bıçak olan steroidlerin diğer ilaçlarla kombine kullanılabilme ve nakledilen organ üzerine direkt toksik etkisinin olmaması gibi faydaları da vardır. Ayrıca bu yan etkiler uzun süreli ve yüksek doz kullanımda daha sık görülürler. Oysa ki giderek azaltılan kullanım şeması ve bazı önlemlerle yan etki sıklığı oldukça azdır.

Siklosporin (sandimmun/neoral):

    Oral (ağızdan) kullanılır. Önceleri kullanılan sandimmun formu barsaklardan kana geçişde çok kolay etkilendiği için son yıllarda besinlerden daha az etkilenen başka bir formda(sandimmun neoral) piyasa sürülmüştür . T hücreleri baskılayan ve kombine tedavide kullanılan bir ajandır. Karaciğer yetmezliği gibi durumlarda dozu iyi ayarlanmalıdır. İlaç düzeyi için en ideal zaman ağızdan alındıktan sonraki 2 . saattir. Sabah akşam alınan siklosporin saatlerine çok dikkat etmek gerekir. İlk başta haftada iki kez bakılan kan düzeyi altı aydan sonra ayda bir kez bakılır. Bir çok ilaçla etkileşime geçtiği için yeni bir ilaca başlamadan önce mutlaka doktorunuzla görüşünüz.

Yan etkileri: Yüksek dozlarda böbreğe ve karaciğere toksik etkilidir. Bu etkisi doz azaltıldığında geri döner. Ellerde uyuşma ve titreme , kas güçsüzlüğü, sıcağa hassasiyet, kan basıncında yükselme, dişeti kalınlaşması, kıllanmada artış, kolesterol yüksekliği, ishal-kusma- bulantı ve başağrısı gibi yan etkiler yapabilir. Yan etkiler ilaç dozu azaltılınca azalır yada kaybolur.

Tacrolimus (prograf):

    Bu ilaç da T hücreleri baskılar. Ancak siklosporinden çok daha etkin bir ilaçtır. Sabah akşam alınan ilaç için uygun kan düzeyi bir sonraki ilacı almadan hemen önceki dönemdir.

Yan etkileri: Siklosporine benzer yan etkileri vardır. Ancak kan şekerini yükseltici etkisi çok daha fazladır. Böbrek fonksiyonlarında bozukluk, ellerde ayaklarda uyuşukluk karıncalanma- titreme, yüksek tansiyon, uyku düzensizliği, başağrısı en sık yan etkileridir. Bu yan etkiler doz azaltıldığında ortadan kaybolabilir yada hafifleyebilir. Tedavi protokolünde sikloporin ve tacrolimus arasında değişimlere gidilebilir. Ancak ikisi bir arada asla kullanılmaz. Yine pekçok ilaçla etkileşime geçtiği için doktorunuzla görüşmeden herhangi bir ilaç başlamayınız.

Mycophenolate (cellcept):

    DNA sentezini baskılayarak hücre çoğalmasını (özellikle lenfositlerin) engelleyen antiproliferatif bir ajandır. Eskiden kullanılan azotiopürinden daha az yan etkisi ve daha etkin olması sebebiyle kombine tedavilerde günümüzde popüler olmuş bir ajandır.  Siklosporinle birlikte kullanıldığında kan düzeyi azalır. Gebelikte kullanımı güvenli değildir.

Yan etkileri: Bulantı, kusma, ishal, ülser gibi yan etkileri vardır. En önemli yan etkisi kemik iliği baskılamasına bağlı lenfosit (beyazküre=WBC) sayısında azalmadır. Trombosit ve eritrosit(kırmızı küre) sayısında da azalmaya yol açar. Günlük doz sabah akşam alınan 1000mg tabletler şeklindedir. Kan düzeyine bakmaya gerek yoktur. Ancak kan sayımlarıyla lenfosit sayısı takip edilmelidir. Özellikle bu yan etkisi nedeniyle enfeksiyonlara karşı uyanık olunmalıdır.

Azotiopürin

    Bu alanda ilk kullanılan ajandır. DNA-RNA sentezini bloke eder. Lenfosit çoğalmasını ve İL 2 sentezini bloke eder. Karaciğerde aktif hale gelmeden katabolize (yıkım) olur. İki yolla yıkıma uğradıktan sonra.merkaptopürin ve tiosiyanik aside dönüşür. Merkaptopürin katabolizmasında ksantin oksidaz isimli bir enzimi kullanılır. Bu yüzden beraberinde allopürinol gibi ksantin oksidaz inhibitörü kullanılıyorsa azotipurin dozu %25-50 azaltılmalıdır. İnakif olan metabolitleri idrarla atılır. Bu yüzden böbrek yetmezliği durumunda dozu azaltmaya gerek yoktur.. Günde bir defa alınır. Kanda düzeyi bakılarak doz ayarlamasına gerek yoktur. Lökosit sayımına göre dozu ayarlanır. Özellikle ilk bir ay haftalık kan sayımlarını yapmak önemlidir

Yan etkileri: Özellikle nakilden sonraki ilk dönemde lökosit sayısı iyi takip edilmeli ve lökopeni gelişirse dozu azatılmalıdır. Siklosporin ve steroid ile kombine edildiğinde dozu azaltılmalıdır. En önemli yan etkisi kemik iliği depresyonudur.  Sıklıkla lökopeni daha az olarak ta anemi ve trombositopeni yapar. Lökosit sayısı 3000 in altına düşerse dozu azaltılmalıdır. Megaloblastik anemi geliştiği de görülmüştür.  Nadir de olsa karaciğer fonksiyonlarını bozar. Saçlarda dökülme yapabilir. Mekanizması tam olarak bilinmemekle beraber diğer ajanlarla tedavi olanlarla karşılaştırıldığında yassı hücreli kanser riskinde artma olduğu gözlemlenmiştir.. Hepatit ve kolestaza yol açabilir. Bu etkisi genellikle geçicidir. Çok nadiren pankreatite yol açabilir. Günümüzde yerini mycophenolata bırakmıştır.

Sirolimus (rapumen), erolimus (certican):

    Lenfositlerin aktive olup çoğalmasını sağlayan sinyal sistemini bloke ederler. Sirolimus günde bir kez alınır ve ilaç düzeyi 24 saat sonra bir sonraki dozu almadan hemen önce alınan kan ile bakılır. Kalsinörin inhibitörleriyle benzer etkiye sahip oldukları için yan etkiyi azaltmak için birlikte kullanılabilirler. Böbreğe toksik etkili değildirler. Erolimusun yarı ömrü sirolimustan daha kısadır. Gebelikte kullanımı güvenli değildir.

Yan etkileri: Lökopeni, trombositopeni, ağızda yaralar, ciltte egzama gibi dermatit, yara iyileşmesinde gecikme, kolesterol yüksekliği, nadiren pnömoni, kan şekerinde yükselme gibi yan etkiler görülür. Geçmeyen ağız yaralarında mutlaka herpes enfeksiyonu akla gelmelidir. Tümör büyüme faktörünü de baskıladığı için antikanser ajan olarak da bilinirler.

Lenfoglobulinler (antilenfosit globülin, antitimosit globülin):

    ALG ve ATG akyuvarlara bağlanarak bunları yok eden poliklonal antikorlardır.  Çok güçlü etkileri olduğu için kısa süreli olarak organ reddi düşünülen durumlarda kullanılırlar. 4-10 gün süreyle damardan verilerek kullanılır. Alerjik reaksiyon nedeniyle öncesinde antihistaminik uygulanır.

Yan etkileri: Bulantı-kusma-ishal, nefes darlığı, ateş titreme döküntülerle seyreden serum hastalığı, lökosit ve trombosit sayısında azalma, kanamaya eğilim gibi yan etkileri vardır. Alerjik reaksiyon gelişebilir. Uzun süreli yada tekrarlayan kullanımlarda lenfomaya sebep olabilirler.

OKT 3 (muromonab-CD 3):

    Sadece T hücrelere bağlanan ve akut redde kısa süreli kullanılan bir monoklonal antikordur. 5-14 gün süresince günde bir kez damardan verilir.  Nefes darlığı, bulantı-kusma-ishal, ateş, titreme, kalp hızında artış, başağrısı,  menenjit, akciğerde su toplama gibi yan etkiler görülebilir. Beraberinde steroid, antihistaminik ilaçlar ve parasetamol verilerek yan etkileri azaltılabilir.

Basiliximab (simulect) ve dacluzimab (zenapax):

    Sadece aktif T hücrelerde bulunan İL 2 reseptörüne bağlanan monoklonal antikorlardır. Akut rejeksiyonun tedavisinde değil önlenmesinde kullanılırlar. Yarı ömürleri 7 günden uzundur. Ameliyattan hemen önce ve ameliyattan sonraki dördüncü gün olmak üzere toplamda iki doz halinde verilir.

Yan etkileri: Belirgin yan etkileri yoktur. Anafilaksi (şiddetli alerjik reaksiyon) ve ilk doz reaksiyonları basiliximabda görülürken dacluzimabda pek gözlenmez.

Prof.Dr.Barış Akin
Böbrek Nakli Uzmanı 

organ bağışı

Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi II

Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi (Kadavradan Nakil Olmak) Bölüm II

KADAVRADAN ORGAN NAKLİ İÇİN ÇAĞRILDIĞINIZDA;

-En kısa sürede merkezimize ulaşmanız gerekmektedir.
-Size haber verildikten sonra yemek yemeyiniz ve su içmeyiniz.
-Sosyal güvenceniz ile ilgili evraklarınızı ve kimliğinizi yanınıza alınız.
-Kullandığınız ilaçları ve evinizde var ise son yapılan tetkiklerinizi yanınıza alınız.
-Unutmayınız ki kadavra için çağırıldığınızda böbreğin size takılacağı konusunda bir söz verilmemiştir. Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi puan durumunun yüksek olması ve tıbbi uygunluğun olması durumunda nakil gerçekleştirilecektir.

NAKİL MERKEZİNİ DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN HASTALAR;

Böbrek bekleyen hastalar Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi’ne sadece tek bir merkezden girebilirler. Ancak hastalar bu listeye girecekleri merkezi seçmekte serbesttir ve istedikleri Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi’nde kayıtlı olduğu merkezi değiştirebilirler. Kaydını başka bir nakil merkezine aldırmak isteyen hastaların böbrek nakli olmayı tercih ettikleri nakil merkezinin Organ Nakli Koordinatörüne başvurmaları yeterlidir. Burada ilgili merkeze verecekleri bir dilekçe ile merkez değişikliği isteklerini Bakanlığa bildirilmesi sonrası listede merkez değişikliği yapılmaktadır.

 

SORULARLA KADAVRADAN BÖBREK NAKLİ

1.TÜM NAKİL MERKEZLERİNE KAYIT OLABİLİYOR MUYUZ?
Hayır. Ulusal listeye tek bir merkezden girilebilir ancak istediğiniz zaman girdiğiniz merkezi değiştirebilirsiniz.

2.ÖLEN KİŞİLERDEN ORGAN NAKLİ YAPILABİLİR Mİ?
Hayır. Yoğun bakımda beyin ölümü gelişmiş olan ancak kalbi halen atmakta olan yaşamla bağdaşmayan durumda nakil için organlar kullanılabilir.

3.BEYİN ÖLÜMÜYLE BİTKİSEL HAYAT ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Beyin ölümü gerçekleşen bir kişide boyundan daha yukarıya kan akımı tamamen durmuş olur. Ancak yoğun bakımdaki müdahalelerle vücudun kan dolaşımının sağlandığı yaşamla bağdaşmayan bir durum söz konusudur. Bitkisel hayatta ise beyin kan dolaşımı varken beyin fonksiyonlarını gösteremez. Bu iki durum nöroloji doktoru tarafından kesin bir şekilde ayırt edilebilir.

4.ORGAN ÇIKTIĞINDA İLK NEREYE HABER VERİLİYOR?
İlk olarak Sağlık Bakanlığı’nın her hastaneye atamış olduğu koordinatörler vasıtasıyla ulusal koordinasyon merkezine haber veriliyor. Daha sonra o bölgede ilgili nakil merkezi koordinatörüne bilgi veriliyor.

5.HAVUZ SİSTEMİ NEDİR?
Bir organ nakli merkezi organların kazanılmasından sorumlu olduğu kadavradan gelen böbreklerin bir tanesini kendi merkezinde listede bulunan hastaları için kullanırken diğer böbrek havuz sistemine yani Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi’ne sunulur. Ulusal listeye sunulan böbrek bilgisayar programına göre listede ilk sırada çıkan hastaya nakledilmek üzere hastanın kayıtlı olduğu organ nakli merkezine gönderilir.
www.saglik.gov.tr

6.SAĞLIK BAKANLIĞI DENETİMİNDE Mİ ORGAN DAĞILIMI OLUYOR?
Evet sistem en tepede Sağlık Bakanlığı’na bağlanmıştır. Sağlık Bakanlığı bünyesinde Ulusal Koordinasyon Merkezi Kurulmuştur. Bu merkezin altında 9 coğrafi bölgeye ayrılmış olan Bölge Koordinasyon Merkezleri bulunur. Herhangi bir yerde bulunan organ önce bölge merkezine oradan da ulusal merkeze bildirilir. Ülke genelinde acil hastaların listelendiği yer ulusal merkezdir. Bu acil hastalara uyuyorsa ilgili merkezlere, uymuyorsa da öncelikle bulunduğu bölge içinde olmak üzere diğer merkezlere gönderilir. Acil hasta kriterlerini ve dağıtım prensiplerini oluşturmak üzere de bilim kurulları teşkil edilmiştir. Bu bilim kurulları bakanlık içinden değil, üniversite öğretim üyelerinden teşkil edilmiştir. Bu uygulama sayesinde organizasyon ne sadece devlete bağımlı ne de sadece üniversiteler ve transplantasyon merkezlerine bağlı kaldığından olabilecek herhangi bir usulsüz uygulamanın da önüne geçilmiş olur.

7.KADAVRA ÇIKTIĞINDA KAÇ KİŞİ ÇAĞIRILIYOR?
Bir kadavra böbrek çıktığında 3-4 kişinin çağırılması gerekir. Çünkü alıcıların önce yapılan cross tetkiki olumsuz çıkabilir veya alıcı o gün için enfeksiyon gibi nedenlerle nakile uygun olmayabilir.

8.KADAVRA BÖBREĞİN KİME TAKILACAĞI NASIL BELİRLENİYOR? 
Alıcının kan grubu, doku uyumu, yaşı, diyalizde geçirdiği süre, listeye girdiği sürenin uzunluğu başta olmak üzere bilgisayar programından çıkan sıralamaya göre kime takılacağı planlanır.

9.KADAVRA LİSTESİNE GİRDİĞİMDE NE KADAR BEKLERİM?
Aylar içerisinde size uygun böbrek çıkabileceği gibi yıllarca beklemeniz de gerekebilir.

10.İLERİ YAŞTAYIM LİSTEDEKİ GENÇ HASTALAR VARKEN BENİM ŞANSIM NEDİR?
Böbreğin yaşlı birinden gelmesi durumunda uygun yaştaki kişilere nakil yapılması planlandığından her yaşta kadavradan nakil olmak mümkündür.

11.ŞEHİR DIŞINDA YAŞIYORUM KADAVRA LİSTESİNE KAYIT OLABİLİR MİYİM?
Evet olabilirsiniz ancak sizi merkezimize çağırdığımızda 2-3 saat içinde gelebilecek uzaklıkta olmanız önemlidir.

12.CANLI VERİCİ ADAYLARIM VAR AMA KADAVRA LİSTESİNE GİRMEK İSTİYORUM?
Eğer vericiniz var ise listede uzun yıllar beklememek ve daha başarılı, uzun yıllar çalışan bir böbrek nakli olabilmek için canlıdan böbrek nakli daha uygun bir seçenektir. Kadavra listesinde bekleyen çok hasta olduğu göz önünde tutulursa canlıdan böbrek nakli olma şansı olmayan hastalara kadavra nakli önerilmelidir.

13.KADAVRA İÇİN ÇAĞIRILDIĞIMDA NELER YAPILACAK?
İlk olarak cross tetkiki için kan vermeniz gerekiyor. Yaklaşık 4-5 saat süren bu tetkikin uygun çıkması durumunda böbrek nakli olabilirsiniz.

Organ nakli için listede bekleyen hastalara çok gerekli olmadıkça kan ve kan ürünü transfüzyonu yapılmaması çok önemlidir. Çünkü kan ve kan ürünü transfüzyonu sırasında bağışıklık sisteminiz başka insanların dokuları ile karşı karşıya gelir ve bu sebeple gelişebilecek aşırı duyarlılık sebebiyle nakledilecek böbreğin hemen red olması problemi gelişebilir. Bu durumdaki hastaların böbrek nakli olması çok problemli olabilir.

Mine Uraz
Yüksek Hemşire
Böbrek Nakli Koordinasyon Sorumlu Hemşiresi

organ bağışı

Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi

Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesi (Kadavradan Nakil Olmak )

KAYIT OLMAK İÇİN GEREKENLER

Kadavra böbrek denildiğinde geçirilmiş bir kaza veya hastalık sonucu beyine kan akımının tamamen kesildiği ve geri dönüşü mümkün olmayan beyin hasarı geliştiği tespit edilen, yani tıbben ölmüş olduğu kabul edilen kişilerden kazanılan böbrek kastedilmektedir. Ancak bu kişinin solunum cihazı ve yoğun bakım tedavisi desteği ile solunum fonksiyonu ve organlara kan dolaşımının devamı sağlanır. Kadavra böbrek vericisinin tüm organlarının hasar görmemesi için kan dolaşımının bozulmamasına özen gösterilir. Kan basıncının aşırı düşmesi, akciğer problemi sebebiyle dokuların oksijenizasyonunun bozulması gibi problemler sebebiyle organlar olumsuz etkilenebilir. Böbrekler çıkarıldıktan sonra doku hasarının azaltılması için soğuk ortamda bekletilerek metabolizması yavaşlatılır. Soğuk ortamda saklanan böbreğin çıkarıldıktan 24 saat içerisinde alıcıya nakledilmesi gereklidir.

Bir hastanede kadavra böbrek bağışı olduğunda, o merkezde sorumlu olan koordinatör tüm bilgileri bölge koordinasyon merkezine(BKM) bildirir. Ankara, İzmir, İstanbul, Antalya, Adana, Bursa, Samsun, Erzurum, Diyarbakır olmak üzere 9 bölge koordinasyon merkezi Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezine(UKM) bilgileri ulaştırır. Böbrek dağıtımı UKM tarafından Ulusal Organ Nakli Bekleme Listesinde yapılan eşleştirme ve puanlamaya göre yapılır. Sağlık Bakanlığı Ulusal Organ Nakli  Bekleme Listesinin kriterlerine göre, alıcının tespitinde kan gurubu, doku tipleri uyumu, yaşı, diyalize girme süreleri ve listede bulunduğu süre önemli belirleyici faktörlerdir. Bu bilgisayar programı böbreğin çıkmış olduğu bölgedeki hastalar arasında bir listeleme yapar. Bu listeleme sonunda böbreğin en uygun olduğu hastaya takılmak üzere böbrek hastanın kayıtlı olduğu merkeze organı gönderir.

Bakanlığın belirtmiş olduğu listede ilk hastaya böbrek nakledilmelidir. Bu mümkün olmaz ise listedeki ikinci, üçüncü diye sıradaki hastalar değerlendirilmelidir. Listede ön sırada çıkan bir hastaya böbrek verilmeyecek olur ise bunun sebebini organ nakli merkezi bakanlığa bildirmek ile yükümlüdür. Bu sebeple bir kadavra organın nakledileceği hasta tespit edilirken kimsenin bir başkasının önüne geçmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

Bir kadavra böbrek nakledileceği zaman bakanlığın gönderdiği listenin en üst sırasındaki üç – dört hastanın çağırılması gerekebilir. Kadavra böbrek günün her saatinde ortaya çıkabilir. Bu durumda bakanlığın belirlemiş olduğu listedeki ilk hastalar bilgilendirilerek merkeze çağırılır. Hastaların sağlık açısından uygunluğu değerlendirilir. Bu arada hastalardan kan alınarak doku laboratuvarına ulaştırılır. Doku laboratuvar verici ile alıcının kanı karşılaştırılarak (Crossmatch testi) alıcının bağışıklık sisteminde vericiye karşı bir reaksiyon olmadığından emin olunur. Gerek Crossmatch testinin uygun olmama riski gerekse çağırılan hastalarda sağlık problemi olabilme olasılığı sebebiyle, nakledilecek bir böbrek için birden çok hasta çağırılmaktadır.

Kadavra listesine kayıt olmak için; öncelikle bir organ nakli merkezine başvurarak Organ Nakil koordinatörü ile görüşme yapmalısınız. Görüşmeye gelirken bazı tetkiklerinizi yanınızda getirmeniz işlemlerinizi daha kolaylaşacaktır (kimlik, kan grubu, biokimya tetkikleri hepatit markerlerı, akciğer grafisi, elektrokardiyografi; ekokardiyografi, üst batın ultrasonu ve epikriz). Görüşme sırasında Organ Nakli Koordinatörü ve organ nakli cerrahı tarafından bilgilendirileceksiniz. Geçmiş sağlık durumunuz hakkında detaylı bilgileriniz alınacak. Kan tetkiklerini hastanemizde yaptırdıktan sonra nefroloji muayenesi için randevu alacaksınız Nefroloji muayenesi sonrasında ileri tetkik ve uzman konsültasyonları yapılacaktır. Dosyanız konsey toplantısında incelendikten sonra uygun bulunduğunuzda Doku ve PRA (Panel Reaktif Antikor) tetkikleriniz yapılarak kadavra listesine alınacak ve Sağlık Bakanlığı Ulusal Bekleme Listesine kayıt olduğunuz size bildirilecektir .Bekleme listesinde iken alt ay da bir PRA, Nefroloji muayenesi,hepatit B,hepati C taşıyıcısı iseniz Gastroentroloji bölümü tarafından muayenenizin tekrarlanması gereklidir.Nefroloji kontrolüne gelirken son yapılan biyokimya, seroloji testlerinizi ve yakın zamanda çekilen EKG;film ve ultrasonlarınızı getirmeniz durumunda işlemler kolaylaşacaktır. Bekleme süresinde gelişecek problemlerden transplant koordinatörümüzü bilgilendirmek hastanın sorumluluğudur. Transplant ekibimiz, en iyi şartlarda en uygun böbreği size nakletme prensibi ile çalışmaktadır. Sizin de aynı hassasiyetle başarılı olunması için destek olmanız gereklidir.

Bu sebeple bize bildirmeniz gereken durumlar şunlardır:
· Herhangi bir sebeple hastaneye yatarak tetkik veya tedavi gördüyseniz
· Herhangi bir enfeksiyon hastalığınız var ise
· Kan veya kan ürünü aldıysanız
· Adres veya telefon numarası değişikliği olmuş ise
· Uzun süreli şehir dışında olacaksanız

Organ nakli için listede bekleyen hastalara çok gerekli olmadıkça kan ve kan ürünü transfüzyonu yapılmaması çok önemlidir. Çünkü kan ve kan ürünü transfüzyonu sırasında bağışıklık sisteminiz başka insanların dokuları ile karşı karşıya gelir ve bu sebeple gelişebilecek aşırı duyarlılık sebebiyle nakledilecek böbreğin hemen red olması problemi gelişebilir. Bu durumdaki hastaların böbrek nakli olması çok problemli olabilir.

Mine Uraz
Yüksek Hemşire
Böbrek Nakli Koordinasyon Sorumlu Hemşiresi

ceza kanununda böbrek nakli

Türk Ceza Kanununda Böbrek Nakli

Türk Ceza Kanununda Böbrek Nakli

Türk Ceza Kanunu 91. Madde:

(1) Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın, kişiden organ alan kimse, beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun konusunun doku olması hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Hukuka aykırı olarak, ölüden organ veya doku alan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Organ veya doku satın alan, satan, satılmasına aracılık eden kişi hakkında, birinci fıkrada belirtilen cezalara hükmolunur.

(4) Bir ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan organ veya dokuyu saklayan, nakleden veya aşılayan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(6) Belli bir çıkar karşılığında organ veya doku teminine yönelik olarak ilan veya reklam veren veya yayınlayan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(7) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(8) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun ölmesi hâlinde, kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

1 2 3 4

Search

+